Mie Notes

next page · previous page

12 Ekim 2009

Reklam işleyişi, izlenme ve tıklanma oranları

Çevrimiçi reklam sektöründe ölçümleme yöntemleri ve kriterleri ile ilgili her gün yeni bir tartışma çıkıyor. Kimisi tıklama oranlarının ölçümlenmesinin yeterli olmayacağını hararetle savunurken kimisi de mobil reklamların tıklanma olasılığının daha az olmasından dert yanıyor.

Çevrimiçi reklam ağı sağlayıcısı Chitika’nın yürüttüğü araştırmaya göre mobil olmayan reklamların tıklanma oranı %0.83, mobil reklamların ise %0.48 civarındaymış. Chitika’ya göre bunun sebebi mobil kullanıcıların hızla cevap aramaya odaklı olması ve reklama karşı daha az duyarlı olmasıymış.

Oldukça tehlikeli bir çıkarım. Bu durumda mobil dünya dışında biz tüketicilerin amaçsız ve zaman sınırlaması olmadan önümüze gelen her şeyi incelediğimiz, anladığımız ve kabullendiğimizi de düşünebiliriz.

Fakat tüm bu karmaşaya girmeden önce aslında bir adım geri atmak ve reklamın nasıl işe yaradığına tekrar odaklanmak faydalı olabilir.

continue reading... » One Comment

8 Ekim 2009

Dijitale karşın geleneksel

Dijital reklamcılığın üç vakte kadar reklamcılığın tüm sorunlarına iyi geleceğine dair gözlemler paylaşmak oldukça popüler bir konu, biliyorsunuz. Gazete, dergi, televizyonun çok eskilerde kaldığını ve yok olacağını söylemeyene kız vermiyorlar.

Dijitalcilere karşı gelenekselciler kavgası mevcut izlenme oranları, güvenilirlik oranları ve garip üç harfli kısaltmalar karşılaştırmasıyla devam ede dursun, biz sektörün yeni tanım karmaşasına biraz göz gezdirelim.

Rob Rose iMedia Connection’da yayınlanan son makalesinde dijital ve geleneksel ayrımını sorguluyor ve “geleneksel” olarak tanımlanan mecraların evriminden bahsediyor. Örneğin, bir yandan televizyon kanalları içeriklerini dijital ortama aktarmaya başlıyor bir yandan da televizyon teknolojileri televizyon kumandaları ile tıklanarak ulaşılabilecek kuponlar veya reklamlar geliştiriyor.

continue reading... » 0 Comments

4 Ekim 2009

Arketipler, derin metaforlar ve pazarlama

Carl Gustav Jung’un kolektif bilinçdışı olarak adlandırdığı ve her kültürden kişilerce paylaşılan temel kalıplar, simgeler ve imgelerden oluşan arketipleri pazarlama dünyasında oldukça yaygın olarak bilinir.

Onun fikirleri geliştirilerek oluşturulan kahraman, asi, sihirbaz, masum, şekil değiştiren, kaşif, yaratıcı, bakıcı, bilge, dalkavuk, maceraperest ve hükümdar gibi temalar pazarlama uzmanları tarafından markaların kişilik tanımları olarak sıkça kullanılır. Ve genel olarak tüketicilerin yaşam stili, davranış ve tutumlarındaki ana eğilimleri saptamak ve tematik olarak kullanarak özdeşleşme sağlamak için kullanılır.

Örneğin, Harley Davidson asiyi, Marlboro maceraperesti sembolize eder.

Fakat bu yaklaşım temelinde tüketicinin ürün veya ürün kategorisinden beklentilerini ve ardında yatan satın alma kararına ilişkin derin bir açıklamayı içermekten yoksundur. Daha da önemlisi pazarlama stratejisi oluşturulurken en temel ihtiyaçlardan biri olan tüketicilerin ürün grubu veya markadan beklentilerini ortaya çıkartmak konusunda da etkin bir içgörü sunamazlar.

Bu konuda bir çalışma yürüten Gerald ve Lindsay Zaltman satın alma kararının ardında yatan kriter ve beklentileri, ürün kategorisine ait yargıları, pazarlama stratejisine ışık tutabilecek bir segmentasyon tanımlamak için derin metaforlara başvurdu.

continue reading... » 0 Comments

28 Eylül 2009

Bilinçaltı, manipülasyon, mizah ve ikna

Elmalarla armutlar karışmaya oldukça meyili bazı konularda. Kavramlar muğlak olunca biri diğerinin yerine geçebiliyor ve karmaşaya katkıda bulunabiliyor.

Önce biraz şehir efsanesinden başlayalım. Reklamcılar tarih boyunca birçok beyin yıkama yöntemi denedi va zaman zaman başarılı oldu efsanesine biraz netlik kazandıralım. Bu gibi cümlelerin ardından anlatılan birkaç vaka analizi üniversite son sınıfımda tez konumdu. Keza ben de satın alma kararını yönlendirebilen gizli bir geçit veya yöntem varsa keşfetmeye hevesliydim.

“Subliminal” veya bilinçaltı reklamcılık olarak tanımlanan yöntem ilk defa 1957 yılında James Vicary tarafından kullanılmaya çalışıldı. Vicary’nin iddiası New Jersey Fort Lee’de bir sinema salonunda gerçekleştirdiği deneye dayanıyordu. Deneye göre, “Picnic” adlı filmin gösterimi sırasında “Coca-Cola iç” ve “Patlamış mısır ye” yazıları 5 saniye aralıklarla saniyenin 1/3000′inde gösterilmiş ve Coca Cola satışları %57.8, patlamış mısır satışları ise %18.1 artış göstermişti.

continue reading... » One Comment

19 Eylül 2009

Dijital ajansların geleceği

AD:Tech 2009 Chicago’da yer alan “Resesyon sonrası Dijital Reklamcılık” panelinde dijital pazarlama ajansı Connectual’ın kurucusu Aaron Goldman dijital reklam ajanslarının yükselişine dikkat çekti. Sunumunda yer verdiği Forrester reklam harcamaları araştırmasına göre katılımcıların %60′ı interaktif reklam mecraların geleneksel reklam mecralarından kayan bütçelerden pay alacağını iddia etmiş. Katılımcılar arasında %15′lik bir grup ise interaktif bütçelerin mevcut programları etkilemeden artacağı yönünde görüş bildirmiş.

Yine araştırmaya göre kısa vadede %60 ile arama motorları %31 ile teşhir reklamcılığı artış gösterecek.

continue reading... » 6 Comments

8 Eylül 2009

Kişilik, risk faktörü ve segmentasyon

Bir önceki yazımda zihnin işleyişinden bahsedip yoğun frekans ile farkındalık yaratmaya çalışan reklamların etkili bir çözüm olmadığını iddia etmemin üzerine sevgili Uğur Özmen’den gelen yorumla segmentasyon ve hedef kitle tanımı gibi konularda da değerlendirilmesi gereken diğer etkenleri yazmaya karar verdim.

Pazarlama tarihi bu konuda keyifli araştırmalarla dolu. Örneğin, 1960′lı yıllar reklam etkililiği ve tüketici davranışı araştırmalarının en popüler olduğu yıllar. Reklam etkililiği modellerinin geliştirilmesi ve AIDA gibi modellerin kabul görmesi de bu yıllara denk gelir.

Dönemin en popüler tartışmalarından biri de televizyon reklamlarının etkililiğini ve ikna yeteneği.

continue reading... » 2 Comments

5 Eylül 2009

Bellek, Talamus ve Farkındalık

NTV Bilim bu ay “Belleğin sırları” konusunu işlemiş. Hafıza ve hatırlama süreçleri ile ilgili enteresan bir hikaye ile başlayan makale, farkındalık sürecine de kısa bir şekilde değiniyor.

Ben de uzun zamandır farkındalık konusunu biraz ele almak istiyordum.

NTV Bilim; “Karşılaştığımız, dikkatimizin yöneldiği, algıladığımız her duyum beyinde “talamus” adı verilen yapıda elenerek anlık/duyumsal belleğimize alınır. Talamusun bu eleme işlemi olmasaydı … sinir sistemimize beş duyumuz aracılığıyla dış dünyadan ve ayrıca bedenimizin her bir organından, doku sisteminden gelen uyarılarla baş edemezdik” diyor.

continue reading... » 4 Comments

3 Eylül 2009

İtibar, arama ve bütünleşik pazarlama iletişimi

Wired dergisinden Clive Thompson “Google bir arama motoru değil itibar yönetim sistemidir” demiş. Haklı buyurmuş. iProspect’in Nisan 2006′da yürüttüğü “Arama motoru kullanım alışkanlıkları” araştırması çevrimiçi dünyada bulunamıyorsan yoksun anlayışını bir adım ileriye taşımıştı.

Araştırma sonuçlarına göre;

- Arama yapanların %62′si (Bu oran 2002 yılında %48′miş) ilk sayfada yer alan sonuçlara tıklıyor ve %90′ı (2002 yılında %81) arama sonuçlarının sadece ilk üç sayfasını inceliyor.

- Arama sonuçlarında aradıklarını bulamayanların %41′i ek kelimelerle yeni bir arama yapmaya yöneliyor. İlk üç sayfada aradıklarını bulamayanların %88′i ek kelimelerle yeniden arama yapıyor.

- Arama motoru kullanıcılarının %36′sı ilk üç sırada yer alan şirketlerin lider veya uzman olduklarına inanıyor. %39′u nötr kalıyor.

continue reading... » 0 Comments

26 Ağustos 2009

Reklamda ölçümleme, geleceği ve geçmişi

1950′li yıllarda reklam dünyası ikiye bölünmüştü. Bir grup reklamın asli görevinin satış olduğunu diğeri ise satın alma niyeti yaratmak olduğunu iddia ediyordu. Katalog ve kapıdan kapıya pazarlama yöntemlerinden gelenler reklamın asli görevinin satış olması gerektiğini iddia ediyor ve mevcut yöntemleri bu iddia temelinde eleştiriyordu.

Televizyon reklamcılığına kuşkuyla bakan bu grup gazete, kupon ve broşür reklamcılığını savunuyordu. Onlara göre reklamın etkinliğini ölçmek için gerekli olan ölçüt kaç kişiye ulaşıldığı ve bu kişilerden kaçının ürünü satın aldığının net bir şekilde belirlenmesiydi. Erişim ve frekans gibi ölçütler de bu ekibin çabaları ile önem kazandı.

continue reading... » 0 Comments

24 Ağustos 2009

Modern ajans ve geleceğin ajans yapısı

Ad:Tech New York 2008′in panel konularından biri Modern AJans. Geleneksel ve dijital olarak ikiye bölünen ajans dünyasının geleceği ve entegrasyon sorunları televizyon reklamcılığının başladığı dönemlerden beri tartışılıyor. 1950′li yıllarda direkt pazarlama ve teşhir olarak ikiye ayrılan ajans yapısı sadece televizyon reklamcılığına odaklanan ajanslarla daha da bölünmüş ve sonrasında da entegrasyondan giderek uzaklaşmıştı.

Tribal DDB New York’tan Richard Guest, AKQA’dan Tom Bedecarre, Starcom Media’dan Sean Finnegan ve AAA’den Nancy Hill’in katıldığı 2008 panelinin de gündemi entegrasyon.

Öncelikle panelden birkaç not paylaşmalıyım:

- Dijital güçlenmeye başladıkça hem mecra tarafında hem de ajans tarafında yeni fırsatları değerlendirmek isteyenler artıyor.

continue reading... » One Comment

next page · previous page