·
8 Temmuz 2010
Pencereli odalar ve hayalperest reklamcılar
1960 yılında yayınlanan Ebony dergisinde yer alan bir makale reklam dünyasının şaşalı ve nispeten daha dürüst olduğu dönemlere harika bir ışık tutmuş.
Mad Men’i izleyenler şaşadan kastımın ne olduğunu daha iyi anlar.
Peki ya dürüstlük?
Onu da açıklayayım. Makale, Madison caddesine bakan pencereli ofisi olan adamın gün boyunca loş bir odada oturup milyarlarca dolara malolan televizyon reklamları için fikir ürettiğini abartılı bir hayranlıkla anlatıyor.
Makalenin kahramanı olarak tanıtılan başarılı bir reklamcı olan Georg Olden içinse “o bir sanatçı, hayalperest, tasarımcı, düşünür ve reklamcı” tanımı kullanılmış.
Harika öyle değil mi?
continue reading... » 2 Comments
17 Ağustos 2009
Marka bilinirliği, çiçek çocuklar ve pazarlama
Pazar araştırmaları 1960′lı yıllarda talep görmeye başladı. Dr. Dichter’in şimdi odak grubu olarak bilinen araştırma yöntemleri ile sükse yaptığı dönemler 56- 60′ların başına denk geliyor. Ondan önce reklamcılar pazar araştırması yapmaya gerek duymuyordu. Reklam kampanyasını üstlendikleri ürünler pazarda henüz tatmin edilmeyen taleplere yönelikti. Diğer bir deyişle reklamcının marifeti ürünün varlığını duyurmaktan öteye gitmiyordu. Gerek de kalmıyordu.
İkinci dünya savaşından sonra artan gayri safi milli hasıla ve orta sınıfın yükselişine bir de kasabalardan büyük şehirlere doğru göçün eklenmesi çarkın dönmesi için yetmişti. Orta sınıf elindeki para ile nelere sahip olabileceğini reklamlardan öğreniyor ve savaş öncesi sahip olmayı düşleyemediği şeylere hızla erişiyordu.
continue reading... » One Comment
14 Ağustos 2009
Halkla ilişkilerin yükselişi ve tökezlemesi
1908 yılından beri reklam ve halkla ilişkiler makalelerinde “tüketicinin bilinçlendiği” belirli aralıklarla tekrarlanıyor ve yeni bir mecra veya yaklaşım tanıtılıyor. Ve yeni mecranın etkisi kanıtlandığı noktada verimi düşmeye başlıyor.
Örneğin, 1975 yılında Journal of Advertising’de yazan Walter J Walsh reklam dünyasını etkisi altına alan iki tüketici trendinden bahsediyor.
continue reading... » 0 Comments
10 Ağustos 2009
Televizyon reklamcılığının tarihi dersleri
Bugünlerde çok eleştirilen ve etkisini yitirdiği iddia edilen televizyon ne büyük hayallerle başlamış! İlk yıllarında gazete ve derginin aksine reklam mesajlarıyla doldurulmaması için önlemler bile alınmış. 1940 yılında The Saturday Evening Post’da Alva Johnson tarafından kaleme alınan “Trouble with Television” makalesinde FCC’nin sadece programa sponsor olunmasına izin vereceğini belirtiliyor ve içeriğin reklamlarla doldurulmayacağını iddia ediyor.
Yine aynı yazar tarafından 1946 yılında kaleme alınan “Television: Boom or Bubble?” makalesi ise televizyona özel departmanlar kuran reklam ajanslarının işin karlı olup olmayacağından henüz emin olmadıklarını açıklayarak başlıyor.
continue reading... » 0 Comments
5 Ağustos 2009
Reklamcılık tarihinin tozlu sayfaları
Reklamcılık tarihinin tozlu sayfaları tekrarlarla dolu. Kendini bu kadar çok tekrar eden ve hala ilgi gören başka bir iş kolu yoktur herhalde. Özellikle de “yenilik” işinde olduğunu iddia eden bir sektör için bu kadar tekrar ancak geçmişi hiç incelemeden sadece geleceğe bakmaya odaklanan reklamcılarla açıklanabilir.
Çok ciddiyim. Örnek mi?
Bazı yeni dünya söylemlerine bakalım.
continue reading... » 0 Comments
2 Ağustos 2009
Reklam tarihinde “yenilik” tekerrürü
Günümüzün popüler söylemi “reklamcılar hala bu imkanları değerlendiremiyor”. Biraz yeni mecraların “güvenilirlik” oranlarından biraz da sunduğu imkanlardan dem vurup, önerilerde bulunmayı pek seviyoruz.
Ama ne şu an bizi heyecanlandıran güven oranları ne de “yeni mecraların sunduğu imkanlar” reklam dünyası için yeni bir söylem sayılabilir.
Tarih “yeni”nin tekerrüründen ibaret.
continue reading... » 2 Comments
1 Nisan 2009
Reklamcılık tarihi
1900′lü yılların başından günümüze kadar dönemin önemli kampanyaları, gündemi ve tartışmalarıyla reklamcılık tarihi.. Coca-Cola ve Pepsi’nin rekabet tarihi, Ford, BMW, Audi, Harley Davidson gibi yüzyıllık markaların gelişimi ve logoları dahil birçok markanın hikayesini içeren bir sunum.


