Mie Notes

Mie Notes Archives: Lokal

next page · previous page

14 Ekim 2009

Pazarlama iletişimi ve düz hesap

Marka bilinirliğini hedefliyoruz demek aslında “biz duyururuz ama ürün satar mı bilemem” demenin şık bir yolu. Hem ölçmesi de daha kolay. Kampanya sırasında ve sonrasında çıkar sorarsın, sayarsın. Düz hesap.

Zaten bu yüzden pek çok marka karşılaştığınızda tanıdığınız halde selam vermemek için tanımamazlıktan geldiğiniz, sizden sürekli birşeyler istemeye çalışan “bir arkadaş” gibi değil mi?

Ya peki satın alma niyeti? İkna? Kampanya sonrasında hatırlayanların arasından bir tutam odak grubuna çağırsak anlar mıyız? Veya daha da iyisi öncesinde araştırsak, olur mu?

Olmaz. Psikolog Drew Westen’e göre odak gruplar gerçeği yansıtmaktan oldukça uzak. Çünkü; “İnsanlara bilinçdışı süreçlerle ilişkili bilinçli sorular sorduğunuzda size kendi teorilerini sunmaktan mutlu olurlar. Ama bu teoriler çoğu zaman yanlıştır.” Üstelik bu yeni bir keşif de değil. Edward Fern 1982 yılında Journal of Marketing Research dergisinde kaleme aldığı makalesinde; “Odak grupları bir ürün tasarımının çekiciliği ve kulanışlılığı konusunda tüketici fikirlerini tedarik edebilirler. Ancak geleneksel anlayışın aksine yeni ürün fikirleri, reklam kampanyaları veya marka imajlarını değerlendirirken etkili değillerdir.” demiş.

continue reading... » One Comment

12 Ekim 2009

Reklam işleyişi, izlenme ve tıklanma oranları

Çevrimiçi reklam sektöründe ölçümleme yöntemleri ve kriterleri ile ilgili her gün yeni bir tartışma çıkıyor. Kimisi tıklama oranlarının ölçümlenmesinin yeterli olmayacağını hararetle savunurken kimisi de mobil reklamların tıklanma olasılığının daha az olmasından dert yanıyor.

Çevrimiçi reklam ağı sağlayıcısı Chitika’nın yürüttüğü araştırmaya göre mobil olmayan reklamların tıklanma oranı %0.83, mobil reklamların ise %0.48 civarındaymış. Chitika’ya göre bunun sebebi mobil kullanıcıların hızla cevap aramaya odaklı olması ve reklama karşı daha az duyarlı olmasıymış.

Oldukça tehlikeli bir çıkarım. Bu durumda mobil dünya dışında biz tüketicilerin amaçsız ve zaman sınırlaması olmadan önümüze gelen her şeyi incelediğimiz, anladığımız ve kabullendiğimizi de düşünebiliriz.

Fakat tüm bu karmaşaya girmeden önce aslında bir adım geri atmak ve reklamın nasıl işe yaradığına tekrar odaklanmak faydalı olabilir.

continue reading... » One Comment

8 Ekim 2009

Dijitale karşın geleneksel

Dijital reklamcılığın üç vakte kadar reklamcılığın tüm sorunlarına iyi geleceğine dair gözlemler paylaşmak oldukça popüler bir konu, biliyorsunuz. Gazete, dergi, televizyonun çok eskilerde kaldığını ve yok olacağını söylemeyene kız vermiyorlar.

Dijitalcilere karşı gelenekselciler kavgası mevcut izlenme oranları, güvenilirlik oranları ve garip üç harfli kısaltmalar karşılaştırmasıyla devam ede dursun, biz sektörün yeni tanım karmaşasına biraz göz gezdirelim.

Rob Rose iMedia Connection’da yayınlanan son makalesinde dijital ve geleneksel ayrımını sorguluyor ve “geleneksel” olarak tanımlanan mecraların evriminden bahsediyor. Örneğin, bir yandan televizyon kanalları içeriklerini dijital ortama aktarmaya başlıyor bir yandan da televizyon teknolojileri televizyon kumandaları ile tıklanarak ulaşılabilecek kuponlar veya reklamlar geliştiriyor.

continue reading... » 0 Comments

6 Ekim 2009

Adalet, aidiyet ve müşteri sadakati

Yakın bir dostunuz “Eşim bana çok sadık, ona pahalı hediyeler aldığım ve yemeğe çıkardığım sürece…” dese ne düşünürsünüz?

Peki, öyleyse hediye, indirim ve kupon karşılığında sadık müşteri tabanı geliştirmek de neyin nesi?

Harvard’ın Pazarın Zihni Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen bir marka sadakati araştırmasına katılanlardan birinin bu konudaki yorumu üzerinde düşünmeye değer:

“… ödüllendirme programlarında, bizler gönüllü değil de sanki pazarlama savaşının paralı askerleriymişiz gibi oluyor.”

Aslında tüketiciler kendilerine uygun fiyata güzel bir değer sunan bir firmayı (markayı) ödüllendirmeyi tercih ediyor ve ancak bu koşulda bağlılık hissediyor. Ve sadakat duygusunun gelişmesinde iki kavram önemli rol oynuyor: karşılılık ve karşıtlık.

Şöyle de denebilir; tüketiciler firmalar tarafından rüşvetle kandırılmak değil karşılıklı, dengeli ve adil bir ilişki arıyor. Ve daha da önemlisi rüşvetle (kupon, indirim) yinelenen satın alma kararı, duygusal bir bağlılığın önünde önemli bir engel oluşturuyor.

continue reading... » 0 Comments

4 Ekim 2009

Arketipler, derin metaforlar ve pazarlama

Carl Gustav Jung’un kolektif bilinçdışı olarak adlandırdığı ve her kültürden kişilerce paylaşılan temel kalıplar, simgeler ve imgelerden oluşan arketipleri pazarlama dünyasında oldukça yaygın olarak bilinir.

Onun fikirleri geliştirilerek oluşturulan kahraman, asi, sihirbaz, masum, şekil değiştiren, kaşif, yaratıcı, bakıcı, bilge, dalkavuk, maceraperest ve hükümdar gibi temalar pazarlama uzmanları tarafından markaların kişilik tanımları olarak sıkça kullanılır. Ve genel olarak tüketicilerin yaşam stili, davranış ve tutumlarındaki ana eğilimleri saptamak ve tematik olarak kullanarak özdeşleşme sağlamak için kullanılır.

Örneğin, Harley Davidson asiyi, Marlboro maceraperesti sembolize eder.

Fakat bu yaklaşım temelinde tüketicinin ürün veya ürün kategorisinden beklentilerini ve ardında yatan satın alma kararına ilişkin derin bir açıklamayı içermekten yoksundur. Daha da önemlisi pazarlama stratejisi oluşturulurken en temel ihtiyaçlardan biri olan tüketicilerin ürün grubu veya markadan beklentilerini ortaya çıkartmak konusunda da etkin bir içgörü sunamazlar.

Bu konuda bir çalışma yürüten Gerald ve Lindsay Zaltman satın alma kararının ardında yatan kriter ve beklentileri, ürün kategorisine ait yargıları, pazarlama stratejisine ışık tutabilecek bir segmentasyon tanımlamak için derin metaforlara başvurdu.

continue reading... » 0 Comments

3 Ekim 2009

Rekabet, yenilikçilik ve yönetim

Academy of Management Learning & Education, 2005 yılında Sumantra Ghoshal’ın kaleme aldığı “Kötü Yönetim Teorileri İyi Yönetim Örneklerine Zarar Veriyor” adlı bir makale yayınladı. O dönemde, ABD’deki şirket skandallarının artması işletme fakültelerinde verilen eğitim müfredatının mercek altına alınmasına neden olmuş ve kurumsal etik gibi dersler gündeme oturmuş.

Fakat, enteresan bir şekilde ekonomik krizin henüz dünya çapında patlak vermediği bir dönemde yayınlanan makale krizin nasıl patlak vereceğinin de işaretlerini vermiş.

Makaleden direkt bir alıntı yapmalıyım;

“Jensen & Meckling’e dayanan kurumsal yönetim derslerimizde öğrencilerimize yöneticilere güvenilemeyeceğini ve bu aracı sorununu ortadan kaldırmak için hisse ve teşvik verilmesi gerektiği öğrettik. Organizasyon tasarımı derslerimizde “çıkarcı davranışlar”dan kaçınmak için sıkı bir denetim ve kontrol mekanizması kurulması gerektiğini söyledik. Strateji derslerinde Porter’ın beş güç teorisinden yola çıkarak şirketlerin sadece rakipleriyle değil tedarikçileri, müşterileri, çalışanları ve denetim mekanizmaları ile de rekabet etmesi gerektiğini öğrettik.”

continue reading... » 0 Comments

28 Eylül 2009

Bilinçaltı, manipülasyon, mizah ve ikna

Elmalarla armutlar karışmaya oldukça meyili bazı konularda. Kavramlar muğlak olunca biri diğerinin yerine geçebiliyor ve karmaşaya katkıda bulunabiliyor.

Önce biraz şehir efsanesinden başlayalım. Reklamcılar tarih boyunca birçok beyin yıkama yöntemi denedi va zaman zaman başarılı oldu efsanesine biraz netlik kazandıralım. Bu gibi cümlelerin ardından anlatılan birkaç vaka analizi üniversite son sınıfımda tez konumdu. Keza ben de satın alma kararını yönlendirebilen gizli bir geçit veya yöntem varsa keşfetmeye hevesliydim.

“Subliminal” veya bilinçaltı reklamcılık olarak tanımlanan yöntem ilk defa 1957 yılında James Vicary tarafından kullanılmaya çalışıldı. Vicary’nin iddiası New Jersey Fort Lee’de bir sinema salonunda gerçekleştirdiği deneye dayanıyordu. Deneye göre, “Picnic” adlı filmin gösterimi sırasında “Coca-Cola iç” ve “Patlamış mısır ye” yazıları 5 saniye aralıklarla saniyenin 1/3000′inde gösterilmiş ve Coca Cola satışları %57.8, patlamış mısır satışları ise %18.1 artış göstermişti.

continue reading... » One Comment

23 Eylül 2009

Müşteri ilişkileri yönetimi

Ekonomik krizle beraber azalan satışlar, müşteri ilişkilerine verilen önemin artmasına neden oldu. Fakat Forrester Research şirketinin Mart 2009′da yayınladığı raporuna göre şirketlerin büyük bir çoğunluğu doğru müşteri ihtiyacını tespit edemiyor ve hala oldukça eski sistemlerle müşteri ilişkilerini yönetmeye çalışıyor.

Rapora göre, müşteri ilişkilerini çağrı merkezleri ile tek kanaldan yürütmeye odaklanan şirketler yüksek maliyetler ve düşük müşteri memnuniyeti gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Öte yandan kurumsal websitesinde oluşturulan etkin bir soru cevap bölümü veya IVR (sesli yanıt sistemi) gibi uygulamalar basit sorunlara çözüm bulmaya başladıkça başka bir sorun ortaya çıkıyor: Çağrı merkezlerine başvuranların genellikle çok daha fazla bilgi ve yetki isteyen karmaşık sorunları oluyor.

Ama çözüm var: etkin bilgi yönetimi ve müşteri ilişkilerinin bir departmandan ziyade işin merkezi haline getirilmesi…

continue reading... » One Comment

19 Eylül 2009

Dijital ajansların geleceği

AD:Tech 2009 Chicago’da yer alan “Resesyon sonrası Dijital Reklamcılık” panelinde dijital pazarlama ajansı Connectual’ın kurucusu Aaron Goldman dijital reklam ajanslarının yükselişine dikkat çekti. Sunumunda yer verdiği Forrester reklam harcamaları araştırmasına göre katılımcıların %60′ı interaktif reklam mecraların geleneksel reklam mecralarından kayan bütçelerden pay alacağını iddia etmiş. Katılımcılar arasında %15′lik bir grup ise interaktif bütçelerin mevcut programları etkilemeden artacağı yönünde görüş bildirmiş.

Yine araştırmaya göre kısa vadede %60 ile arama motorları %31 ile teşhir reklamcılığı artış gösterecek.

continue reading... » 6 Comments

19 Eylül 2009

Başarılı stratejide insan faktörü

Bir önceki yazımda Mavi Okyanus Stratejisi’nden ve W. Chan Kim ve Renée Mauborgne ikilisinin Harvard Business Review’ın Eylül 2009 sayısındaki makalesinden genel olarak bahsetmiştim. Sevgili Ufuk Özgül’ün yorumu başarılı bir stratejinin ardındaki en önemli gücü bir çırpıda özetledi ama yine de üzerinde durmak gerekir.

Önce, bir stratejinin başarıya ulaşabilmesi için gerekli olan üç stratejik bileşeni ve koordinasyonunu ayrıntılandırayım.

continue reading... » One Comment

next page · previous page