Mie Notes

10 Haziran 2010

3 adımda viral video

Dikkatinizi çekmeyi başardım, öyle değil mi? İtiraf edelim, hepimiz işin kestirme yolunu arıyoruz. Şöyle güzel üç beş adımlık bir formül olsa da kurtulsak.

3 adımda blog yazarlarını tavlamak veya viral videonun 7 yolu gibi başlıkların en popüler blog başlıkları olması pek de tesadüf sayılmaz. Talebi gösteriyor. Aynı zamanda içinde bulunduğumuz sektörün vaziyetini de gözler önüne seriyor. Konferansları, guruları, uzmanları bu kadar bol ve popüler başka bir sektör yoktur herhalde. Üstelik bu işin ana vatanı da Amerika. Yani, 5 dakikada bin yıllık uzak doğu felsefelerini öğrenmeye meraklı bir toplumdan bahsediyoruz.

İşin kötüsü formüller de birbirini tutmuyor ve her üç beş ayda bir değişiyor. Peki öyleyse ne yapmalı?

Öncelikle işin tanımlarından başlamalı derim ben. Yani işin ABC’sinden. Çünkü balık daha en başından kokuyor.

Pazarlama iletişiminin temelleri atılmadan veya idrak edilmeden viral kampanya çılgınlığına balıklama atlamak vahim sonuçlar doğurabiliyor.

Nasıl mı? Örneğin markaların resmi websitelerinde “Viral videomuz için tıklayın!” gibi ibareler beliriyor. Veya viral yapalımla başlayıp hüsranlarla biten kampanyalar listesi uzuyor.

Bu konuyu teğet geçip işin biraz daha özüne yani pazarlama iletişiminin amacına yönelmeye kararlıyım.

Evet, örneğin satmaya/sevdirmeye çalıştığımız ürünü/mesajı tüketiciler neden satın alıyor? Veya daha önemlisi satın almak/dinlemek için hangi bilgilere/koşullara ihtiyaç duyuyorlar? Bunu hangi kanaldan, ne zaman ve nasıl duymak/bilmek istiyorlar?

İşin özü bilmek ve eyleme geçmek arasındaki eksik parçayı tamamlamaktan geçiyor.

Fakat yüzyıl boyunca yegane derdi söylemek istediklerini hedeflediği kişilere veya daha kötüsü gelişigüzel bir bombardımanla en yaratıcı şekilde ulaştırmak olan bir sektörün bir anda değişmesini beklemek yersiz. Onca reklam bitti tantanasından sonra çözüm olarak önerilen modellere bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız…

“Dahiyane yaratıcı fikrimi takdir et, beğen ve paylaş. Ne kadar süperim/komiğin/zekiyim öyle değil mi?” bakış açısıyla bir umut viral olur kampanyalarından medet umuyoruz.

Şimdi kısaca Google’da eksik parçayı tamamlayacak içeriğiniz yoksa yoksunuz diyeceğim ama…

Memleketi Google mı yönetiyor diyeceksiniz…

3 Comments currently posted.

Yiğit Kalafatoğlu says:

Bugün okuduğum en güzel şeydi. Eline sağlık.

Emre Özdemir says:

Çok Güzel Bir Yazı İçtenlikle Özgün İçerik Eline Saglık Tuğçe Esener

Necip Emre yılmaz says:

jose mourinhonun kitabını çeviren Tuğçe Esener sizseniz bana acilen dönmelisiniz..

Post a comment on this entry: