15 Mart 2010
Spotlight etkisi
Çevremizi ve kendimizi anlamlandırırken pek nesnel davranmadığımız aşikar.
Mesela Thomas D. Gilovich’in deneylerine göre çevremiz bizi düşündüğümüzden çok daha az inceliyor veya fark ediyor. Yani, gün boyu kulağınızda traş kremi veya ayakkabınızdan sarkan tuvalet kağıdı ile gezdiğinizi fark ettiğinizde bunu çok dert etmenize gerek yok. Tahmin ettiğinizden çok daha az kişi bunu fark etmiş olacak.
Bunun bir örneğini de “70 milyon bizi izliyor” veya “Tüm Türkiye Taksim’deki kutuyu merak ediyor!” sendromlarında görebiliriz.
Veya düşündüğümüz kadar harika ve ortalamadan üstün insanlar değiliz. Garrison Keillor’ın herkesin harikulade güzel ve zeki olduğu bir kasabayı anlatan radyo şovundan ismini alan Lake Wobegon etkisi sayesinde hepimiz kendimizi ortalamanın üstünde görüyoruz.
Yani; hepimiz diğerlerinden daha iyi bir şöfor, öğretmen, öğrenci, sevgili veya reklamcıyız. Ve bu durum, çevremizden aldığımız her “aferin!”‘le biraz daha pekişiyor.
Aksi durumlarda da imdadımıza bilişsel çelişki yetişiyor. Çelişkili bir bilgi veya yorumla karşılaştığımızda ya bilginin değerini indirgiyoruz ya da yanlış anlamayı tercih ediyoruz.
Harika öyle değil mi? Ama bitmedi…
Tüm bunların yanı sıra bir de False Consensus olarak tabir edilen yanlış fikir birliği eğilimimiz var. Kısaca genellikle düşüncelerimiz ya da davranışlarımızın genel geçerliğini abartma eğilimindeyiz. Yani herkesin bizim gibi davrandığını, düşündüğünü varsayıyor ve benzer düşünen, davranan insanlarla bir araya gelmeye çalışıyoruz.
Şimdi, bunca anlamsız pazarlama iletişimi kampanyasının nereden çıktığını anladınız mı?
Evet, ben bir dehayım!
Kaynaklar:
http://homepage.psy.utexas.edu/HomePage/Class/Psy301/Niederhoffer/Articles/spotlight.html
Gilovich, Medvec, & Savitsky (2000) “The spotlight effect in social judgement: An egocentric bias in estimates of the salience of one’s own actions and appearance.” Journal of Personality and Social Psychology, 78, 211-222
3 Comments currently posted.
ferhat can says:
Ugur Ozmen says:
Sosyal Medya Uzmanlığı (SMU) da böyle birşey herhalde… Facebook hesabı olan herkes kendini SMU zannediyor da…
:-)
Eline sağlıkTuğçe…
güvenlik kamerası says:
elinize sağlık güzel yorumlar başarılarınızın devamını dilerim







Ben de araştırıyordum bu Lake Wobegon etkisini. Aşağıda bir deney var okumak isteyenler için, okumak istemeyenler için tek cümleyle özetleyeyim : Amerikada yapılan bir deneyde 830.000 öğrencinin sadece yüzde biri “diğer insanlarla iletişimde” ortalamanın altında görüyor. (istatistiksel ollarak bu oran %35′ler civarında olmalıydı sanırım =) )
İnsanlardan -herhangi bir konuda- düşündüklerini anlatmalarını istemek böyle irregüler sonuçlar ortaya koyuyor.
David Ogilivy de bu konuda şöyle buyurmuş : http://bit.ly/bTmx29
Deneyin orijinali :
One College Board survey asked 829,000 high school seniors to rate themselves in a number of ways. When asked to rate their own ability to “get along with others,” a statistically insignificant number — less than one percent — rated themselves as below average. Furthermore, sixty percent rated themselves in the top ten percent, and one-fourth of respondents rated themselves in the top one percent. Some have argued that more subjective traits like this may be more easily distorted.