14 Mart 2010
Azalan verimler kanunu ve sosyal ağlar
Edelman Güven Araştırmasına göre arkadaşlarını ve çevrelerini güvenilir bir kaynak olarak görenlerin oranı 2008′den bugüne %45′ten %25′e düşmüş. Azalan verimler kanunu hatırlayanlar var mı?
Oysa, televizyon, radyo ve gazetelerin düşen güvenilirlik oranlarından pek bir heyecanla bahsediyorduk, öyle değil mi?
Büyük kurtarıcı Twitter’ın da son araştırmalara göre durumu pek iyi değil. Barracuda’nın Araştırma Başkanı Paul Judge platformu paylaşımdan öte haber akışı alanı olarak değerlendiriyor.
Haklı.
Barracuda Networks’un yayınladığı rapora göre Twitter hesaplarının %73′ü 10′dan az paylaşımda bulunmuş. Weber Shandwick araştırmasına göre; Fortune 100 şirketlerinin %73′ü toplam 540 ayrı hesap açmış fakat %76′sı aktif olarak paylaşımda bulunmamış.
Öte yandan hızımızı hiç kesmeden içerik üretmeye devam ediyoruz. Amazon.com’un eski araştırma başkanı Andreas Weigend’a göre 2008 yılında insanoğlu tarihi boyunca ürettiğinden çok daha fazla içerik üretti. EMC’nin yayınladığı Dijital Evren raporuna göre; 2011 yılında 1,800 milyar gigabit (1,800 exabit) içerik üretilecek ve bunun %70′i kullanıcı kaynaklı olacak.
Kısaca pazarlama dünyası kampanya yaklaşımından vazgeçmiyor ve umutlar bağladığı yeni taktikleri de işe yaramadığını iddia ettiklerine benzetiyor… Yeni terminoloji eski yaklaşım, değişen bir şey yok.
Gazete, dergi, televizyon aracılığıyla ortaya saçarak, okunmasını umut ettiğimiz mesajlarımız artık Facebook ve Twitter’da. Ambalaj kapağını gönder katıl yarışmalarının yerini de anlık bilgi ve katılım yarışmaları aldı.
Hepsinin de amacı aynı: Bilinirlik!
Zaten, sektör olarak başımıza ne geldiyse şu bilinirlik kampanyalarından geldi. Adımızı duysunlar, ezberlesinler başka bir şey istemem yaklaşımız sayesinde anlamlı bir vaat ve farklılaşmadan yoksun, isim ve logolar üretip durduk.
İşe yaramadığını fark ettiğimiz noktada da suçu mecralara atarak bir süre rahat bir nefes almıştık. Sanırım yine aynı noktaya dönmek üzereyiz…
Göz alıcı yeni teknolojiler bir süre daha göz boyayabilir ama uzun vadede tek bir soru önem kazanacak. Neden?
Size bir Twitter hesabı açalım, Facebook grubu kuralımcılara duyurulur…
Kaynaklar:
http://money.cnn.com/2010/03/10/technology/twitter_users_active/
3 Comments currently posted.
huseyin says:
BU Markethink » Blog Archive says:
toner says:
Medyanın bu kadar gelişim içerisinde olduğu günümüzde parası olan 2 günde bilinirliğini tanınırlığını sağlamlaştırıyor. Ama insanlarımıza bunu devamlı dikte etmek mecburiyeti var. Maalesef insanlarımız balık hafızasından yan çok şanslı, gerçek etik bilgiye dayalı bir toplum değiliz.







Inc 500 listesinde yapılan araştırmada bu firmaların %60ının twitter kullandığı ve %82 oranında başarılı olduklarını yazıyor. Fakat başarının tanımı ve başarı metrikleri verilmemiş. http://www.umassd.edu/cmr/studiesresearch/socialmedia2009.cfm
Fortune 500 araştırmasında ise ilk 100 şirketin 47sinin twitter hesabının olduğu, ilk 500′de ise 173 hesabın olduğu ve bunların 120sinin (%68) twittter ı aktif bir şekilde kullandıkları söyleniyor.
http://www.umassd.edu/cmr/studiesresearch/2009f500.cfm
Şimdi yukarıdaki yazanlarla fortune listesi açısındna bir sayı tutarsızlığı var. liste aynı, hespalar aynı olduğuna göre biri yanlış sonuç veriyor. Ya da kısa sürede çok fazla f100 hesabı açıldığını gösteriyor.
Inc listesi ise gerçekten twitter’ın doğru kullanılırsa başarılı olabileceğini göstermiyor mu?
Bu raporlardan sonra kafam karıştı biraz :)