Mie Notes

30 Kasım 2009

Büyük ideal, Drucker ve yeni çağ

Harvard Business Review Kasım 2009 sayısını “Peter olsa ne yapardı?” başlığıyla bütünüyle Peter Drucker’a adamış. Harvard Business Review’ın eski editörlerinden olan Rosabeth Moss Kanter makalesinde Drucker’ın 80′li yılların başında şu an içinde bulunduğumuz ekonomik krizin uyarısını yaptığını anlatıyor.

Drucker yöneticilerin kısa döneme odaklanarak kar elde etmek için aldıkları riskleri vurgulamış ve Amerikan otomotiv sektörünün yenilenmediği takdirde kendini yok edeceğini öngörmüş. Daha da önemlisi kar odaklı çalışan motivasyonunun şirketler için uzun vadede ciddi bir sorun oluşturacağını ve özellikle “bilgi işçileri” olarak tanımladığı grubun üretkenliğini artırmak için şirketin motive edici bir vizyon ve amacı olması gerektiğini iddia etmiş.

Oldukça isabetli öngörüler olduğunu şimdi fark ediyoruz. Fakat ne yazık ki çözümü görmekte hala zorlanıyoruz.

Ekonomik krizin geçeceğini ve her şeyin eskisi gibi olacağını düşünen şirketler oldukça fazla. Pazarlama ve AR-GE bütçelerini kısıp, “gereksiz” personeli kapı önüne koyarak sistemi uyku moduna getirirlerse fırtınanın durulacağı güne kadar ayakta kalabileceklerini umuyorlar.

Peter Drucker ile birlikte 30 yıl çalışan Peter Paschek makalesinde Drucker’ın ekonomik krizin habercisi gözlemine yer vermiş: “İkinci Dünya Savaşından sonra şirketler yarım yüzyıl boyunca ekonomik başarılarını kanıtlamak için çaba sarfetti. Yeni çağda şirketlerin üstesinden gelmesi gereken en önemli şey sosyal meşruiyetlerini kanıtlamak olacak.”

Peki nedir bu sosyal meşruiyet?

Global Reporting Initiative Başkanı Mervyn E. King güzel özetlemiş; “Sosyal sorumluluk, sivil toplum kuruluşlarına, hayır işlerine, bağışlara, okul vb yatırımlara ne kadar para harcadığınız değildir. Sosyal sorumluluk parayı nasıl kazandığınızdır.”

Kısaca sosyal sorumluluğun PR departmanının haber üretme kanalı olduğunu düşünenler ile pazarlamanın promosyon ve reklam kampanyasından ibaret olduğunu düşünenler için fırtına üç vakte kadar dinmeyecek.

Hmm, sanırım bu cümleyi daha önce de yazmıştım. Gülmeyin.

Öte yandan şu motivasyonu sağlayacak vizyonun da sadece kurumsal websitelerinde yer alması için yazılan şık bir cümle olmaktan çıkması gerekiyor. Şirketlerin ödevlerini yapmaya alışkın bir sektör olan reklam dünyası da bunun farkında. Aslında sektörün çaresizliğinin bir sebebi de “bu işte para var” vizyonu ile yola çıkan şirketlerin üzerine imaj ve farklılık biçmeye çalışmasından kaynaklanıyor. Mecra verimsizliği değil.

Örneğin Ogilvy 2006 yılında başlattığı “Büyük İdeal” konsepti ile şirketlerin üzerlerinde yamalı duracak büyük fikirlere değil büyük ideallere ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Fakat indirimlerle ekonomik krizi atlatmaya çalışan şirketlerden büyük idealler beklemek naif bir yeni yıl dileği gibi duruyor öyle değil mi?

Kaynaklar:
Rosabeth Moss Kanter, What Would Peter Say?
Peter Paschek, The Responsibility of Management Consultants

2 Comments currently posted.

sahin toprak says:

okumaktan cok keyif aldim..tesekkürler

ozan sakin says:

Valla ellere sağlık. Ben de keyifle okudum. Ne tesadüf, ben de tam bugün bu konularda okuma yapıyordum. Şu linki sana göndereyim, mutlaka bak.

http://gapingvoid.com/2008/10/18/the-purpose-idea-ten-questions-for-mark-earls/

Ünlü Gapingvoid’çi abi Hugh Macleod (a.k.a. Cartoons drawn on the back of business cards) Herd kitabının yazarı Mark Earls’le okuması keyifli 10 soruluk bir söyleşi yapmış. “The Purpose-Idea” kavramı, tam da şirketlerin ne …kime yaradıklarını bulmaları ve bunun üzerinden kimliklerini oluşturmalarını anlatıyor…falan da filan işte, bitmiyor okumalar.

Post a comment on this entry: