3 Ekim 2009
Academy of Management Learning & Education, 2005 yılında Sumantra Ghoshal’ın kaleme aldığı “Kötü Yönetim Teorileri İyi Yönetim Örneklerine Zarar Veriyor” adlı bir makale yayınladı. ABD’deki şirket skandallarının artması işletme fakültelerinde verilen eğitim müfredatının mercek altına alınmasına neden olmuş ve kurumsal etik gibi dersler gündeme oturmuş.
Fakat, enteresan bir şekilde ekonomik krizin henüz dünya çapında patlak vermediği bir dönemde yayınlanan makale krizin nasıl patlak vereceğinin de işaretlerini vermiş.
Makaleden direkt bir alıntı yapmalıyım;
“Jensen & Meckling’e dayanan kurumsal yönetim derslerimizde öğrencilerimize yöneticilere güvenilemeyeceğini ve bu aracı sorununu ortadan kaldırmak için hisse ve teşvik verilmesi gerektiği öğrettik. Organizasyon tasarımı derslerimizde “çıkarcı davranışlar”dan kaçınmak için sıkı bir denetim ve kontrol mekanizması kurulması gerektiğini söyledik. Strateji derslerinde Porter’ın beş güç teorisinden yola çıkarak şirketlerin sadece rakipleriyle değil tedarikçileri, müşterileri, çalışanları ve denetim mekanizmaları ile de rekabet etmesi gerektiğini öğrettik.”
Krizin koşullarını güzel özetlemiş değil mi?
Dört yıl ve işi kitabına uygun yapan birçok Fortune 100 şirketi devrildikten sonra yeni bir yönetim ve rekabet anlayışı geliştirmenin önemi akademik makalelerin konusu olmaktan çıktı ve popülerleşti. Yetenek yönetimi ve yenilikçilik gibi konular önem kazanmaya başladı.
Öte yandan, Center for Work–Life Policy (CWLP) tarafından Haziran 2007 ve Aralık 2008 arasında yürütülen araştırmaya göre iş yerine sadık çalışanların oranı %95′ten %39′a düştü.
Academy of Management Journal, tarafından yürütülen bir araştırma kriz süresince istifa edenlerin yüzde %31′inin şirketin sahip olduğu en parlak elemanlar olduğunu ortaya çıkardı. Yani maliyetleri azaltmak için yapılan çabalar çoğu zaman şirketlerin bir daha asla belini doğrultamayacak konuma gelmesine neden oluyor. Ve sorunun “şu kriz ortamında işi varsa şükreder” anlayışı ile çözülemeyeceği her geçen gün daha fazla netleşiyor.
Çünkü kriz fırtına gibi değildir, ayakta kalmaya çalışarak geçiştiremezsiniz. Kriz ortamı, sarsılmaz sandığımız birçok devi devirirken yeni çağın yıldızlarının da doğmasına neden oluyor. Ve kurallar bir sonraki kriz ortamına kadar lider olacak şirketler tarafından yeninden yazılıyor.
Kaynaklar:
DeAnne Aguirre, Laird Post, and Sylvia Ann Hewlett, The Talent Innovation Imperative, Strategy and Business, August 27, 2009, Issue 56
http://www.strategy-business.com/article/09304?pg=0
Sumantra Ghoshal, Bad Management Theories are Destroying Good Management Practices, Academy of Management Learning& Education, 2005, Vol:4, No:1, 75 – 91
http://www.aom.pace.edu/amle/AMLEVolume4Issue1pp75-91.pdf
Academy of Management Learning & Education, 2005 yılında Sumantra Ghoshal’ın kaleme aldığı “Kötü Yönetim Teorileri İyi Yönetim Örneklerine Zarar Veriyor” adlı bir makale yayınladı. O dönemde, ABD’deki şirket skandallarının artması işletme fakültelerinde verilen eğitim müfredatının mercek altına alınmasına neden olmuş ve kurumsal etik gibi dersler gündeme oturmuş.
Fakat, enteresan bir şekilde ekonomik krizin henüz dünya çapında patlak vermediği bir dönemde yayınlanan makale krizin nasıl patlak vereceğinin de işaretlerini vermiş.
Makaleden direkt bir alıntı yapmalıyım;
“Jensen & Meckling’e dayanan kurumsal yönetim derslerimizde öğrencilerimize yöneticilere güvenilemeyeceğini ve bu aracı sorununu ortadan kaldırmak için hisse ve teşvik verilmesi gerektiği öğrettik. Organizasyon tasarımı derslerimizde “çıkarcı davranışlar”dan kaçınmak için sıkı bir denetim ve kontrol mekanizması kurulması gerektiğini söyledik. Strateji derslerinde Porter’ın beş güç teorisinden yola çıkarak şirketlerin sadece rakipleriyle değil tedarikçileri, müşterileri, çalışanları ve denetim mekanizmaları ile de rekabet etmesi gerektiğini öğrettik.”
Krizin koşullarını güzel özetlemiş değil mi?
Dört yıl ve işi kitabına uygun yapan birçok Fortune 100 şirketi devrildikten sonra yeni bir yönetim ve rekabet anlayışı geliştirmenin önemi akademik makalelerin konusu olmaktan çıktı ve popülerleşti. Yetenek yönetimi ve yenilikçilik gibi konular önem kazanmaya başladı.
Öte yandan, Center for Work–Life Policy (CWLP) tarafından Haziran 2007 ve Aralık 2008 arasında yürütülen araştırmaya göre iş yerine sadık çalışanların oranı %95′ten %39′a düştü. Academy of Management Journal, tarafından yürütülen bir araştırma kriz süresince istifa edenlerin yüzde %31′inin şirketin sahip olduğu en parlak elemanlar olduğunu ortaya çıkardı. Yani maliyetleri azaltmak için yapılan çabalar çoğu zaman şirketlerin bir daha asla belini doğrultamayacak konuma gelmesine neden oluyor. Ve sorunun “şu kriz ortamında işi varsa şükreder” anlayışı ile çözülemeyeceği her geçen gün daha fazla netleşiyor.
Çünkü kriz fırtına gibi değildir, ayakta kalmaya çalışarak geçiştiremezsiniz. Kriz ortamı, sarsılmaz sandığımız birçok devi devirirken yeni çağın yıldızlarının da doğmasına neden oluyor. Ve kurallar bir sonraki kriz ortamına kadar lider olacak şirketler tarafından yeninden yazılıyor.
Kaynaklar:
DeAnne Aguirre, Laird Post, and Sylvia Ann Hewlett, The Talent Innovation Imperative, Strategy and Business, August 27, 2009, Issue 56
Sumantra Ghoshal, Bad Management Theories are Destroying Good Management Practices, Academy of Management Learning& Education, 2005, Vol:4, No:1, 75 – 91
No Comments currently posted.
Post a comment on this entry: