Mie Notes

Mie Notes Archives: Eylül 2009

next page ·

28 Eylül 2009

Bilinçaltı, manipülasyon, mizah ve ikna

Elmalarla armutlar karışmaya oldukça meyili bazı konularda. Kavramlar muğlak olunca biri diğerinin yerine geçebiliyor ve karmaşaya katkıda bulunabiliyor.

Önce biraz şehir efsanesinden başlayalım. Reklamcılar tarih boyunca birçok beyin yıkama yöntemi denedi va zaman zaman başarılı oldu efsanesine biraz netlik kazandıralım. Bu gibi cümlelerin ardından anlatılan birkaç vaka analizi üniversite son sınıfımda tez konumdu. Keza ben de satın alma kararını yönlendirebilen gizli bir geçit veya yöntem varsa keşfetmeye hevesliydim.

“Subliminal” veya bilinçaltı reklamcılık olarak tanımlanan yöntem ilk defa 1957 yılında James Vicary tarafından kullanılmaya çalışıldı. Vicary’nin iddiası New Jersey Fort Lee’de bir sinema salonunda gerçekleştirdiği deneye dayanıyordu. Deneye göre, “Picnic” adlı filmin gösterimi sırasında “Coca-Cola iç” ve “Patlamış mısır ye” yazıları 5 saniye aralıklarla saniyenin 1/3000′inde gösterilmiş ve Coca Cola satışları %57.8, patlamış mısır satışları ise %18.1 artış göstermişti.

continue reading... » One Comment

23 Eylül 2009

Müşteri ilişkileri yönetimi

Ekonomik krizle beraber azalan satışlar, müşteri ilişkilerine verilen önemin artmasına neden oldu. Fakat Forrester Research şirketinin Mart 2009′da yayınladığı raporuna göre şirketlerin büyük bir çoğunluğu doğru müşteri ihtiyacını tespit edemiyor ve hala oldukça eski sistemlerle müşteri ilişkilerini yönetmeye çalışıyor.

Rapora göre, müşteri ilişkilerini çağrı merkezleri ile tek kanaldan yürütmeye odaklanan şirketler yüksek maliyetler ve düşük müşteri memnuniyeti gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Öte yandan kurumsal websitesinde oluşturulan etkin bir soru cevap bölümü veya IVR (sesli yanıt sistemi) gibi uygulamalar basit sorunlara çözüm bulmaya başladıkça başka bir sorun ortaya çıkıyor: Çağrı merkezlerine başvuranların genellikle çok daha fazla bilgi ve yetki isteyen karmaşık sorunları oluyor.

Ama çözüm var: etkin bilgi yönetimi ve müşteri ilişkilerinin bir departmandan ziyade işin merkezi haline getirilmesi…

continue reading... » One Comment

19 Eylül 2009

Dijital ajansların geleceği

AD:Tech 2009 Chicago’da yer alan “Resesyon sonrası Dijital Reklamcılık” panelinde dijital pazarlama ajansı Connectual’ın kurucusu Aaron Goldman dijital reklam ajanslarının yükselişine dikkat çekti. Sunumunda yer verdiği Forrester reklam harcamaları araştırmasına göre katılımcıların %60′ı interaktif reklam mecraların geleneksel reklam mecralarından kayan bütçelerden pay alacağını iddia etmiş. Katılımcılar arasında %15′lik bir grup ise interaktif bütçelerin mevcut programları etkilemeden artacağı yönünde görüş bildirmiş.

Yine araştırmaya göre kısa vadede %60 ile arama motorları %31 ile teşhir reklamcılığı artış gösterecek.

continue reading... » 6 Comments

19 Eylül 2009

Başarılı stratejide insan faktörü

Bir önceki yazımda Mavi Okyanus Stratejisi’nden ve W. Chan Kim ve Renée Mauborgne ikilisinin Harvard Business Review’ın Eylül 2009 sayısındaki makalesinden genel olarak bahsetmiştim. Sevgili Ufuk Özgül’ün yorumu başarılı bir stratejinin ardındaki en önemli gücü bir çırpıda özetledi ama yine de üzerinde durmak gerekir.

Önce, bir stratejinin başarıya ulaşabilmesi için gerekli olan üç stratejik bileşeni ve koordinasyonunu ayrıntılandırayım.

continue reading... » One Comment

16 Eylül 2009

Bir rekabet stratejisi: “koşullar böyle”

Sektör yapısı ve koşulları ile oluşturulan rekabet stratejilerinin hem şirketleri hem de sektörleri verimsiz bir kısırdöngüye sokması kaçınılmazdır. Rakibinden az “daha iyi” veya birazcık “daha ucuz” konumlanan ürünlerin hızla taklit edilebilir vaatler sunması sadece sektörü yeniden yapılandırarak rekabet eden şirketlerin işine yarar. Belki de bu yüzden Harvard Business Review Eylül 2009 sayısında Mavi Okyanus Stratejisi’nin yazarları W. Chan Kim ve Renée Mauborgne’ye yer verdi. Bilemiyorum.

Makale stratejinin başarıya ulaşabilmesi için gerekli olan üç stratejik bileşenin (değer, kar, icra motivasyonu) arasındaki koordinasyona odaklanıyor. Fakat o konuya gelmeden önce, rakipten “daha iyi” veya “daha ucuz” olmanın uzun vadede giderek zorlaştığı bir dönemde Kim ve Mauborgne ikilisinin temel bazı önerilerine göz atmak anlamlı olabilir:

continue reading... » 2 Comments

13 Eylül 2009

Tüketici şikayetleri ve kriz yönetimi

Economist 2001 yılında “markalara karşı gelmek artık sadece bir gençlik hareketi değil tam gaz devam eden bir sosyal hareket” demiş. Doğru. CRM Evolution 2009′da sunum yapan Scott Hornstein en son kontrol ettiğinde Google aramalarında “Onlardan nefret ediyorum” için 72,700,000 sonuç çıktığını ve tüketicilerin Economist’te bahsi geçen sosyal hareketi hızla daha fazla kişiye seslerini duyurabildikleri çevrimiçi ortama taşıdığını belirtti.

Üstelik bu yakınmalar oldukça etkili. Opinion Research Corporation’ın 2009 yılında yürüttüğü araştırmaya göre tüketicilerin %84′ü çevrimiçi araştırmalarına ve diğer tüketicilerin yorumlarına göre satın alma kararı veriyor.

continue reading... » 3 Comments

10 Eylül 2009

Anlamlı farklılaşma ve insanlık tarihi

İnsanlık tarihi bize şunu öğretmiştir:

“Asi olmadan kahraman,

Kahraman olmadan hükümdar olamazsınız.”

Lider markaların karşısında duran yeni ve yenilikçi markaların izlediği yol haritası da oldukça benzerdir.

Örneğin, Apple meşhur 1984 filmi ile önce mevcut düzene isyan ederek baş kaldırdı, sonra da zamanla kahramanlaştı. Ve kendi kültünü peşinden sürükleyerek hükümdarlığa oynadı.

continue reading... » One Comment

10 Eylül 2009

Başarı, fırsat eşitliği ve pazarlama iletişiminde öykünme

TED takipçileri bilir, modern zamanların filozofu olarak adlandırılan Alain de Botton TED 2009 konferansında “başarı” üzerine bir konuşma yaptı.

Başarı nedir, ne değildirden ziyade başarı kavramının bizleri nasıl etkilediğine odaklanan Botton’un günümüz dünyasına bakış açısı oldukça ilginç.

Öncelikle yerleşmiş olan fırsat eşitliği, yeterince çaba sarfedersen yükselirsin zihniyetinin yansımalarına odaklanan Botton başarısızlığın da hakedilmiş bir sonuç olarak algılanmasından bahsediyor.

continue reading... » 0 Comments

8 Eylül 2009

Kişilik, risk faktörü ve segmentasyon

Bir önceki yazımda zihnin işleyişinden bahsedip yoğun frekans ile farkındalık yaratmaya çalışan reklamların etkili bir çözüm olmadığını iddia etmemin üzerine sevgili Uğur Özmen’den gelen yorumla segmentasyon ve hedef kitle tanımı gibi konularda da değerlendirilmesi gereken diğer etkenleri yazmaya karar verdim.

Pazarlama tarihi bu konuda keyifli araştırmalarla dolu. Örneğin, 1960′lı yıllar reklam etkililiği ve tüketici davranışı araştırmalarının en popüler olduğu yıllar. Reklam etkililiği modellerinin geliştirilmesi ve AIDA gibi modellerin kabul görmesi de bu yıllara denk gelir.

Dönemin en popüler tartışmalarından biri de televizyon reklamlarının etkililiğini ve ikna yeteneği.

continue reading... » 2 Comments

5 Eylül 2009

Bellek, Talamus ve Farkındalık

NTV Bilim bu ay “Belleğin sırları” konusunu işlemiş. Hafıza ve hatırlama süreçleri ile ilgili enteresan bir hikaye ile başlayan makale, farkındalık sürecine de kısa bir şekilde değiniyor.

Ben de uzun zamandır farkındalık konusunu biraz ele almak istiyordum.

NTV Bilim; “Karşılaştığımız, dikkatimizin yöneldiği, algıladığımız her duyum beyinde “talamus” adı verilen yapıda elenerek anlık/duyumsal belleğimize alınır. Talamusun bu eleme işlemi olmasaydı … sinir sistemimize beş duyumuz aracılığıyla dış dünyadan ve ayrıca bedenimizin her bir organından, doku sisteminden gelen uyarılarla baş edemezdik” diyor.

continue reading... » 4 Comments

next page ·