29 Mart 2009
Mutluluğun formülü
Bu aralar sosyal medya formülleri ve guruları revaçta. Facebook, delicious, youtube, blog şart. Twitter ve friendfeed’de yer almamak ise yedi ölümcül günahlar arasında. Linkedin de yaratıcı manevralardan nasiplenmeye başladı.
Evet, harika! Kesinlikle faydalı araçlar. Devrim niteliğinde gelişmeler.
Markayı söyle, mutluluğun formülünü yazayım.
Twitter’da promosyon, haber duyur, facebook’ta grup aç, CEO’na, olmadı bilgisayarsever bir personeline blog yazdır, Linkedin’de iş duyuruları yap, Youtube’da viral video yaymaya çalış, Flickr’da fotolar yayınla, hepsini ve daha fazlasını delicious’a ekle.
Haydi, hop hazır. Sıradaki?
Ama öte yandan tüm bu heyecanlı gelişmeler arasında Jack Trout’un çok sevdiğim bir makalesindeki bir cümle kulaklarımda çınlayıp duruyor. “Get back to strategy!*”
Tarih kimileri için tekerrür ve hüsranlardan ibarettir. Madison Avenue’da heyecanla karşılanan, uğruna methiyeler düzülen her yeni mecranın, çözümün, formülün hazin sonu ortada.
Üstelik bugün toplaşıp keyifle paylaştığımız istatistiklerin mimarlarının da formül sever meslekdaşlarımız ve gurularımız olduğunu unutmamak gerekir. Zaten şayet bu işin çözümü yeni mecralar ve uygulamalarda olsaydı hayat pek bir kolay, işler pek bir kazançlı olurdu.
Hedef, mesaj, hedef kitle, fayda (somut/soyut) gibi kavramlara bir daha göz atmak, yollara dökülmeden önce bir harita almak hiç olmadı yol, tarif almak da fayda var.
Derim ben.
Nacizane.


